22 Ekim 2009 Perşembe

Kanal 24 de,flas açıklama;domuz gribi virüsüne çare



# Zeytin yapragı ekstraktı oleuropein içerir ve oleuropin  Virüsleri yok  ederken ,aynı zamanda      bağışıklık sistemini destekler ve güçlendirir.

# Zeytin yapragi ekstresi antibiyotiklerle tedavi edilemeyen bazi nezle ve gripler için son derece faydali bir bitkisel kaynaktir.

Şimdi bu gece kanal 24 de yayınlanan önemli haberimize gelelim.İlaç,aşı vs ...hepsini geçelim...
Oleuropinin  Domuz gribi virüsünü parçaladığı  ve üniversite-sanayi iş birliği ile Ülkemizde Edremit'te üretildiği  açıklandı.
  Zaten bu mucizeden her an bahsediyorum.Biz ailece kullanıyoruz.Sizlerin de en kısa zamanda başlamanızı öneririm.
 sağlıklı günler herkese :))
   

DOMUZ GRİBİ VİRÜSÜ ,


Dikkat Dikkat....Çok Önemli !!!
Dün Sayın Prof.Gülendam Tümen'den
gelen bir maili sizlerle paylaşmak istiyorum..
Bu mailde,oleuropinin H1N1 ,H3N2,
H5N1 ,H9N2 virüslerini parçaladığını
anlatan bir çalışma vardı.
Bu çalışma ile ilgili bağlantıyı sizlerle paylaşıyorum..
http://www.olivenol-livin.com.my/wp-content/uploads/2009/06/hydroxytyrosol-ah1n1.pdf

17 Ekim 2009 Cumartesi

Paylaşmayı seven meyraca'ya teşekkürler

Biliyormusunuz ,üzüm çekirdeği ile ilgili bilgilerimi pekiştirmek isterken
bir blogla karşılaştım.Öyle güzel anlatmıştı ki,dayanamayıp yazısından alıntılar yaptım .
Dekanın eşiyle ilgili verdiği örnekleri ben de pekiştirmek istiyorum.Hem de çok yakınlarımda denedim.Benim canım babişkomun ve çok sevdiğim arkadaşım Nigar'ın dünya tatlısı annesinin varis ,kramp ve bacak ağrısı sorunlarını üzüm çekirdeği ve zeytin yaprağı ekstraktıyla 8-10 gün içerisinde ortadan kaldırdık..Hatta Naciye Hanım yakın zamanda baleye başlayabilirim diyordu.. :))
Aslında bağışıklığımızı kuvvetlendirmenin tam zamanı..
Hem de artık ülkemizde elde edilen, elimizin altındaki ,dünya ekstraklarıyla boy ölçüşebilecek kadar iddialı ve etkili olan oleuropin ve OPC 'yi kullanmak gerekir diyorum ben.
Çünkü bağışıklığımızı güçlendirmenin ,en az aşılama kadar hatta daha önemli olduğunu düşünüyorum..
Avrupa'da ilaç niyetine satılan çekirdek ekstraktı,nezleden ödeme kadar bir çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor.
Bu arada ben 1 Temmuz 2009'dan beri üzüm,zeytin ve alıç ekstraklarını
kullanıyorum...Kendimi inanılmaz iyi hissediyorum.Eczaneye gelen hastalarım da farkında ve bana şöyle söylüyorlar;kendine ne uyguladıysan
biz de istiyoruz :))

İşte sizlerle paylaşıyorum...
Sevgiyle sağlıklı kalın.....


Kara üzüm çekirdeği;

İlk Fransa'da keşfedildi ... Avrupa'da, özellikle üzüm bağlarının çokluğu ile bilinen Fransa'da etkili bir biçimde kullanılmaktadır.

Üzüm çekirdeği 1947 yılında Bordeaux Üniversitesi'nden emekli tıp profesörü, Fransız Kimyacı Jack Masquelier tarafından keşfedilmiş.Çekirdek ilk olarak hamileliğinden dolayı aşırı ödemi olan fakültenin dekanının eşine, dekan tarafından verilmiş.Masquelier o günü şöyle anlatıyor;"Kadın, şişmiş bacakları ile o kadar yorgun görünüyordu ki, güçlükle yürüyebiliyordu.Sonra dekanın eşine çekirdek verdiğini gördüm.Dekanın eşi 48 saat içinde iyileşti üzüm çekirdeğinde özel bir şeyler olabileceğini düşündüm."1950'de üzüm çekirdeği Resivit olarak bilinen ve Fransa'da satılan ilk damar koruyucu ilaç olmuş.Doktor Masquelier ve meslektaşları, üzüm çekirdeğinin varis üzerindeki etkisini doğrulayan dokuz deney yapmışlar. Bununla birlikte çekirdek, göz kamaşması, gece körlüğü, maküler dejenerasyon(sarı nokta) gibi göz sorunlarının, artrit, saman nezlesi, alerji ve burun kanamalarını tedavisinde de kullanılmış."Eğer düzenli olarak üzüm çekirdeği alırsanız, damar duvarlarınız güçlenecektir." diyor Dr. Masquelier. Diş eti kanayanlar kullanmalı. Peki üzüm çekirdeğine ihtiyacınız olup olmadığını nasıl öğreneceksiniz? Doktor Masquelier'in konu ile ilgili görüşleri şu şekilde:"Sabahleyin dişlerinizi fırçalarsınız ve diş etlerinizin kanadığını görürsünüz. Ya da göz korneasında bir kan lekesi fark edersiniz. Veya geceleri kendinizi yorgun hissedersiniz, baldırlarınız şişer, ödem olduğunu fark edersiniz. Bu durumda damar zayıflığından muzdaripsinizdir ve üzüm çekirdeği tüm bu patolojik mekanizmalarla mücadele eder."1995 yılında İtalya'da yapılan bir araştırmada üzüm çekirdeği ekstraktının ağrıyı, yanma karıncalanma hissini ve atardamarların şişme derecesini azaltmada, yaygın olarak kullanılan bir eczacılık ilacından daha hızlı ve üzün sureli etkili olduğu bulunmuş. 1985 yılında da Fransa'da 92 hasta üzerinde yapılan kür kontrollü deney, 28 gün boyunca üzüm çekirdeği ekstraktı almanın, ağrıyı, karıncalanma geceleyin giren bacak kramplarını ve şişkinliği yüzde 50'den daha fazla azalttığını göstermiş. Üzüm çekirdeğini diğer bir faydası ise gözlere... Gece görüşünde önemli olan parlak ısıların neden olduğu göz kamaşmasını geçirmeye yardımcı oluyor.Yine Fransa'da 100 denek üzerinde yapılan iki ayrı araştırmada 5 hafta boyunca üzüm çekirdeği ekstraktı almanın , bir bilgisayar ekrani karşısında çalışmanın neden olduğu göz gerilimini geçirdiği ve miyop kişilerde retinanın işlevini ve duyarlılığını düzelttiği görülmüş.Üzüm çekirdeğinin tansiyonu ve onun sonuçlarını düzenlemeye yardımcı olabileceği de belirtiliyor. Araştırmaların gösterdiğine göre, yüksek tansiyonlu insanlar genellikle çok geçirgen olan, zayıf kılcal damarlara sahipler. Bu da onların kılcal damar kanaması geçirme ve göz retinasındaki kan damarlarının yırtılma olasılıklarını artırıyor. Dr. Miklos Gabor'un yaptığı araştırmada üzüm çekirdeği yüksek tansiyonlu deneklerde kılcal damarları güçlendirmiş.Anti-Aging etkisi Üzüm çekirdeği damarları yenilediği için ayrıca anti-aging etkisine sahip. Yenilenen damarlar yaşlılığı geciktiriyor. Böylelikle cildinizdeki yaşlanma belirtileri azalıyor. Üzüm Çekirdeği Ekstraktinin içerdiği Proantosiyanidin, bilinen en güçlü etkisi antioksidant. Üzüm çekirdeğinin antioksidant etkisi vitamin E'den 50, vitamin C'den 20 kat daha fazla.Antioksidantlar, vucudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışarıdan sigara, alkol, kirli hava v.s . ile alınan zararlı maddeleri etkisiz hale getiriyor.Uzmanlara göre vücudun antioksidant üretimi 25 yaşından sonra yavaşlamaktadır. Bu yavaşlamanın yol açtığı deformasyonları yok etmek için bilinen en kuvvetli antioksidant ise organik üzüm çekirdeği ekstraktı olduğu belirtiliyor.Çekirdek, bağ dokularını güçlendirerek cilt sarkmasına engel oluyor. Cildin elastik, yumuşak ve düzgün olmasını sağlıyor. Üzüm çekirdeğinin insanlar üzerinde her hangi bir yan etkisi görülmemiş.Prof. Peter Rohdewald tarafından laboratuar fareleri, Hint domuzları ve köpekler üzerinde yapılan araştırmada doğal çekirdeğin, toksik, mutajenik, karsinojenik olmadığını tespit etmiş.

Kimler kullanmalı?* Kan damarlarının yardıma ihtiyaç duyduğunu düşünenler.* Cildindeki kırışıklıklar günden güne fazlalaşanlar* Cildi cansız ve solgun görünenler* Cinsel yaşantısında kendini yetersiz hissedenler* Kalple ilgili sorunları olanlar* Ani kalp krizi riski olanlar* Görme gücünde yaşlanmaya bağlı bozulma olanlar* Şişlikler ve ödem alerjilerinde* Yüksek tansiyonda* Kolayca kanama ve morarma eğilimi olanlar* Daha önce kanamaya bağlı felç geçirenler* Şeker hastalığı olanlar* Varis ve hemoroit gibi soruları olanlarSunu belirtmek gerekiyor ki; yukarıda bahsettiğimiz faydaların birçoğu çekirdeğin damarları onarıcı özelliğinden kaynaklanıyor.Çünkü damarlar, insan bedenini ayakta tutan ana mekanizmalar. Onların bozukluğu insan bünyesinde birçok hastalığa neden oluyor.Damarları onaran çekirdek, böylelikle diğer hastalıkların iyileşmesinde de önemli bir etkiye sahip oluyor.


13 Eylül 2009 Pazar

HAYATI YAKALAYAN 3

Merhaba
Size "hayatı yakalayan 3" olarak,yorum katmadan,
Emine Pişiren adlı hastamın,kendi blogunda yayınladığı yazısından bazı alıntılar yazıyorum...
Aslında vakit bulup yazabilsem "hayatı yakalayan 300"ü yazmış olacaktım:))
İlk fırsatta diğerlerini de sizlerle paylaşacağım...

"Eşim elinde 3 çeşit bitki ekstrakı ile eve geldiğinde tek tek inceledim.Kanser hstalığını %100 tedavi edeceğini söyleyen eczacı hanıma güvenerek bu üçlü bitkisel tedaviye başladım.İlk günden itibaren bedenimde bir değişiklik başladı.Aşırı enerji depolamış gibi bir ivme gösteren bedenime söz bile geçiremiyordum.Yeni ameliyat olmama rağmen,ne yatakta yatıyor nede günlük ev işlerimden kendimi alıkoyuyordum.Eşim ve ben bedenimin bioritmindeki bu değişikliğe şaşırmıştık."


Diye devam ediyor,sevgili Emine Pişiren..
Geçmiş olsun Emine Hanım,yazılarınız başkalarının umut kaynağı olacak..
Sevgiler,saygılar

24 Ağustos 2009 Pazartesi

HAYDİ EGE'YE




Sevgili arkadaşım Belgin göndermiş,sizlerle paylaşmak istedim

HAYATI YAKALAYAN 2



Metin Bey ;Kolon kanseri bulguları var,bacak ağrıları dayanılmaz boyutta ....

Ve benim sevgili arkadaşım Mete'nin ağabeyi.....

Oleuropin ve O.P.C. ekstraklarımızdan 30 Haziranda kullanmaya başladı ...
Şimdi ikinci kürü bitirmek üzere VEEEEE...
ARTIK KANSER BULGULARINA RASTLANMIYOR,ayrıca genel durumu da çok iyi ve bacak ağrısı kalmadı :)))

Harika değilmi...

Detaylı bilgi almak için bana ulaşabilirsiniz..
mailim: flzfdn62@gmail.com

31 Temmuz 2009 Cuma

HAYATI YAKALAYAN 1



Bugün harika bir telefon aldım.Eda Hanımdan....
20 gün önce beni; bezgin,umutsuz bir genç hanım aradı.Annesinin beyninde hızla büyüyen tümörler olduğunu ve doktorların 1-3 hafta ömür biçtiklerinin anlattı...
Ben de ona oleuropin içeren ekstremizden gönderdim.
Bugün heyecan ve neşe içinde arayan Eda hanım,bana ''BİR MUCİZE GERÇEKLEŞTİ''
diyordu ve ekliyordu;
''Şu an onkoloğumuz karşımda ve ağlıyor,tümörler % 80 küçülmüş''Bu kadar çok ve hızlı nükseden tümörlerin ,bu kadar kısa sürede iyileşmesine inanamıyoruz ,
ÇOK MUTLUYUM...

Ben de çok mutluyum,inşallah daha fazla kişiye ulaşırız ve şifa oluruz.

Sevgiyle sağlıklı kalın :)

26 Temmuz 2009 Pazar

MÜJDEEE !!!!!!!




Oleuropin nihayet Ülkemizde üretilmeye başladı.
Bu ne demek biliyormusunuz ?
Bu ,Zeytin Ağacını 2000 yıl yaşatan,ağacı hastalıklardan koruyan,hücrelerini yenileyen ve yaşadığı ortama uyum sağlamasını kolaylaştıran maddenin artık kendi üretimimizle insanlara şifa vereceğinin haberi demek .....Çünkü yapılan farmakolojik çalışmalar
aynı etkileri insanlarda da gösterdiğini ispatladı.
Tabii şunu unutmamak gerekir,bu maddeyi mucize diye düşünmeyelim.Ancak çok etkili olduğu da bir gerçek.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki;Oleuropin ekstresi,çok etkili bir antibakteriyel(mikrop öldürücü),antiviral (virüsleri öldürücü)bir ajandır.Organizmada bulunan patojenlerle savaşıp öldürmekle yetinmiyor ayrıca bağışıklık sistemi hücrelerinin oluşumunu da uyarmaktadır.

Cennetin Gücünün Sembolü


Mısırlılar,akıllı insanlarmış...

3000 yıl önce zeytin ağacının uzun ömrü onların dikkatini çekmiş.
Bu kadar uzun yaşayan ağaç,bizim de uzun yaşamamıza katkı sağlayabilir deyip araştırmaya ve çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanmaya başlamışlar.

VEEE...Zeytin yaprağını ''Cennetin Gücünün Sembolü ''olarak saymışlar....

Sümerlerden Greklere kadar bir çok Akdeniz kültüründe zeytin yaprağı,
ateş ,ağrı ve enfeksiyonu da içine alan sağlık sorunlarında kullanılmıştır.

11 Temmuz 2009 Cumartesi

KANSER BİR BİTİŞ DEĞİL,HAYATA YENİDEN BAĞLANMA SAVAŞIDIR







Kanser;bünyeyi zihnen ve bedenen yıpratan kişinin hayatında değer verdiği bir çok şeyi ani ve zamansız gelişiyle yok etmeye çalışan kör bir savaşçıdır aslında.Önüne çıkan herşeyi yok edebileceğini ve insanoğlunun onunla baş edemeyeceğini düşünür .

Savaşı daha ilk günden kendisinin kazandığını ilan eder beynimize.....


Fakat,bu kör savaşçının bilmediği bir silah vardır insanoğlunun elinde.'DOĞA'.Bu savaşın ilan edildiği ilk gün bellidir aslında ....Galip olan kim? mağlup olan kim?


Sizler çocuklarınıza daima tecrube,yaşanmışlık demez misiniz? her yaşanmışlık birer tecrube değil midir aslında?


Kanser, bir kaç yüz yıldır yaşamını sürdürmekte iken ÖLMEZ AĞAÇ , 2000 yıldır doğayı tecrube etmektedir.
Kanseri bir son olarak gören,mağlubiyetini en baştan kabul edenlerden misiniz? Yoksa; doğanın tecrubesine güvenip galibiyetini ilan edenlerden mi? Sizi duyar gibiyim...

Hadi o zaman ne duruyorsunuz hep birlikte...


''AMANSIZ HASTALIKLA MÜCADELE EDELİM,ÖLMEZ AĞACININ PEŞİNDEN GİDELİM''

7 Temmuz 2009 Salı

NEREDE KALMIŞTIK...





Oleuropin başta ABD'de olmak üzere bir çok gelişmiş ülkede kansere karşı yapılan ilaçlarda kullanılmaktadır.

İnsanları virüs ,bakteri ve mantarların sebep olduğu bazı hastalıklardan koruyor.Hücre yenileyeci ve yaşlanmayı geciktirici etkisinin yanı sıra A,D,E ve K vitaminleri bulunuyor.
Sindirim sistemi hastalıklarında,safra kesesi taşlarında,özellikle bağırsak kanseri ve kalp rahatsızlıklarında çok etkilidir.Ayrıca kan şekeri ve yağlarını dengeler..


Dedim ya, sihirli ve kutsal bir iksir bu.....


Ama çok fazla yazıp sizi sıkmaya gerek yok,bu bilgilere oleuropini araştırdığınızda zaten ulaşacaksınız.


Ben size daha somut şeylerden bahsetmek istiyorum..


Beş gün önce eczaneme gelen diabetli bir hastam,bel ve bacak ağrılarından aşırı yakınıyordu ve günde 4-5 kez insülin kullanmasına rağmen kan şekerini düşüremediğini söyledi.(ayrıca KOAH var,nefes almakta zorlanıyor)


Bitki ekstrelerinden verdim,sonuçlardan beni haberdar etmesini rica ettim.

Sağolsun bugün koşa koşa geldi ve bana aynen şunları söyledi;

_diabet olduğumdan beri ilk kez şekerim 97 e düştü(200 civarlarında seyrediyormuş)kendimde bir canlılk hissediyorum ve daha rahat nefes alıyorum

üstelik bacaklarım fazla zorlanmadan beni taşıyabildi dedi.


İkimiz de çok heyecanlandık ve mutlu olduk,şimdi İstanbula gidecek 15 gün sonra kontrollerini yaptırıp bana getirecek.Merakla iyi haberlerini bekliyorum.


Bu arada ben de kendimde vitiligo için deniyorum,karşı komşum ve Ankara'da bir arkadaşım EMES için deniyor.


Gelişmelerden sizi haberdar edeceğim

Düşünsenize size şöyle haberler verdiğimi;kanser' e,vitiligo' ya ve emes' e iyi

geliyor,üstelik ülkemizde yetişiyor.Dışarıya bağımlı olmadan kendi üretimimizden şifa bulduğumuzu...


ÇOK İYİ OLACAK....buna tüm kalbimle inanıyorum

Sevgiyle sağlıklı kalın....







5 Temmuz 2009 Pazar

Neden Zeytin Ağacı


Zaten bildiğiniz zeytinle ilgili bilgileri neden tekrar yazdım.

Çünkü her türlü hastalığın çaresinin DOĞAda olduğunu düşünüyorum.Hatta daha net olarak söyleyebilirim ki; OLEUROPİN tek başına sihirli iksir...

Ben 25 senelik eczacıyım,fanatik bir DOĞA ve BİTKİ aşığıyım.(zaten bunlara nasıl aşık olunmazki :))

Blogu açma nedenlerimden biri ,şifalı olduğuna yürekten inandığım oleuropini yakın çevremden, kullanan dostlarımdaki (kanser ,emes ve vitiligo gibi hastalıkları olan) etkilerini sizlerle paylaşmak .

Sevinerek söyleyebilirim ki,çok olumlu sonuçları var.

Duyduğum ,yaşadığım her şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum .Lütfen sizler de yazın ,çünkü paylaştıkça gücümüz artacak ve daha çok insana faydamız dokunacak.


Amansız Hastalıkla Mücadele Edelim , Ölmez Ağacının Peşinden Gidelim


Zeytin ağacı binlerce yıldır pek çok kültür tarafından sihirli ve kutsal kabul ediliyor. Bunun en önemli sebebi 2 bin yıl yaşıyor olması. bunun yanında zeytin ağacının uzun ömürlü olması için ekstra bir bakım gerekmiyor.

Bu yüzden de yüzyıllardır merak ve araştırma konusu olmuştur. Yıllardır yapılan araştırmalarda, zeytin yaprağının içerisinde 101 madde olduğu ve etken maddesinin oleuropein olduğu bulunmuştur ve bu maddenin ağacı dış faktörlere karşı koruduğu, hücre yenilemesi yaptığı, tespit edilmiştir.

Zeytin yaprağı hakkında çalışmalar hala devam etmekle birlikte oleuropein maddesi bu özelliği ile insanlar için de olabildiğince faydalıdır ve sağlık, kozmetik başta olmak üzere pekçok sektörde ara katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.